Mektuptan Kesitler...
Merhaba Sevgili Kardeşim Nuri,
Her şeyden önce senin ve ailenin sağlığının iyi olduğunu bilmenin sevinciyle yazdığım bu mektubun yollarda yazıldığını belirteyim.Bu çok farklı bir şey biliyor musun.Sanki yanına gelircesine yola çıkmışım da bu akşam seni görecekmişim gibi…
Kendine askeri bir hayat seçmeni büyük cesaret olarak görüyorum.Çünkü sen hayatını ana ve bacılarımızı korumaya adamış bir insansın benim gözümde.Ciddi söylüyorum ama, yol mavrası değil…Bu sözü benim şakacı yapımın derinliklerinden sıyrılmışlığıyla, yabana atılmayacak derecedeki saf duygularımla bağdaştır.
Eğitim süreci eminim ki bazı yönlerden zor bir süreçtir.Sabah erken kalkmak, içtima, bot boyama, esas duruş ve diğerleri…Asker olmanın vereceği disiplin güzelliği diyorum ben bu olguların tümüne.Yeter ki içimizden gelerek yapabilelim.Ben 18 ay boyunca hep içimden gelerek yaptım desem yeridir.Çünkü yaptığım her hareketi bir ceza olarak düşünüp de askerliği kendime eziyet haline getirmedi.Kafa yapılarımız aynı olduğundan sen de böyle yapıyorsun.Her sürünmem bir sonraki eğitim aşamasıydı.Ve her çarşı iznim bana verilmiş bir ödüldü.Şimdi devamlı olarak yirmi vilayetin çarşısında dolaşıyorum ama hiçbir gezintim askerdeki o küçük sokağın verdiği zevki vermiyor inanır mısın…
Geziyorum Nuri.İnsanları tanıyorum.Askerde yaptığım gibi.Orası da bir çeşit gezme ya!İnsanları tanıyabilme yönüyle düşünürsek Türkiye’nin bir çok bölgesinin insanlarının bir ocakta toplandığı yerdeydim.Ve sen de bu yerde bir komutan olacaksın.Seni pohpohlamak içinmiş gibi gelebilir.Ben çavuşluktan yukarı çıkamadım askerde…hıı!bi’saniye…Bir keresinde yüzbaşı beni bölük komutanı yapmıştıJŞimdi hatırladım, gerçek komutan tugaya gitmişti.ben de general dürbünle seyredecek diye yüzbaşı şapkası takıp ZMA’nın (zırhlı muharebe aracı) komutan bölmesinde taarruzda bulunmuştum.Ne günlerdi be.
Şaka gibi anılar bir yana dediğim gibi askerde en son çavuşluğa kadar yükseldim.Ama üst kolluklarımın felsefelerini iyi bilirdim.Bunu askerdeki komutanlarımla ettiğim sohbetler sayesinde irdeleyebildim.Benim konuştuğum ve şimdi “rütbeli” diye tarif ettiğim dostlarımın çoğu, kendilerine disiplinli bir hayat seçtikleri için o kadar da zor şartlar altında kalmışa benzemiyorlardı.Hatta maddi açıdan kendilerine büyük yarar sağladığını söylüyorlardı.
Askeri hayat gerçekten de bir çok yönden iyidir.Her şeyden önce vatanı koruma içgüdüsü taşımak ayrı bir zevk bence.
Biraz da senden bahsedelim.İzmir nasıl?Hoşuna gidiyor mu?Çarşısı nasıl?Kızları güzeldir İzmir’in.Seni orada merak ediyorum.Bana bir mektup yazmayı düşünürsen, sadece gün içindeki yaptığın şeyleri yaz Kardeşim.Bence mektuplardaki en güzel ve en hoşa giden anlatımlar basit gibi görünen ince ayrıntılardır.Mail adresini istedim.Ama uzun zamandır PC kullanmıyorsun galiba.Olsun.Böyle daha güzel oluyor.Mektubun çok ayrı bir zevki vardır.Ben de bilirim.bu zevkten seni mahrum mu bırakacaktım bre!
İstersen (ki istemesen bile okuyacaksın) sana günlük hayatımdan ve işimden bahsedeyim.Sabah kalkış saatim 08:00.Aslında hep 07:00’de kalkmak isterim ama gece çok geç (02:00-03:00) yattığım için 08:00 anca yetiyor.Yollarda uykusuzluk pek iç açıcı bir şey değil.Kahvaltıdan sonra saat 08:55 ‘de arabaya binip diğer arkadaşımın evine gidiyorum.Ve oradan kargo var ise kargoyu alıp bir önceki gün gitmeyi planladığımız şehre doğru yola çıkıyorum.Şöyle ki, çevre illere günübirlik (akşam Adana’da olmak üzere) gidiyorum.ayda bir kez ya iç Anadolu ya da doğu Anadolu turuna çıkıyorum.Haritayı eline al ve şu üçgeni çiz Nuri; Alanya-Kırşehir-Van…
Yollar bazen o kadar çetin oluyor ki tekerlere zincir takarken aracın ön aksamı dahil hepsine küfür ediyorum.Peki zorluklar bu kadarla mı sınırlı?Hayır değil.Devamlı gözün açık olmalı.Trafik, özellikle de uzun yol trafiği, çok dikkat gerektiren bir şey.Öyle ki, altı saatlik bir yolculuk sonunda hemen banka şubesine iniyorum.Ve güvenlik görevlisi çok yorgun göründüğümü söylüyor.bu galiba şuna yorulmalı Nuri; (şimdi biraz bilimsel olacak ama) araçta iken vücut kasların her an gergin oluyor.her hangi bir etkiye tepki gösterebilme güdüsünden dolayı hep kendini sıkıyorsun.Ve araçtan indiğin zaman kastığın bütün adaleler bir nebze de olsa dikkatsiz olmanın tadını çıkarmak istiyor.Buna organlar da dahil.(yok yok düşündüğün organın bu meseleyle fazla alakası yok J)Ve sonunda ben araçtan gevşek gevşek iniyorum.E, adamlar beni omuzlar aşağıda, ve bir gözüm kısık görünce yorgun diyorlar tabi.Ya gerçekten yorgun görünmek iyi bir şey değil.Çünkü yorgunluk arkasından düzensizlik ve hastalık getirir.Neyse, araçtan banka şubesine (YKB) iniyorum.Ve ATM’lerin üzerinde gerekli ibare ve çıkartma sticker’ların olup olmadığına bakıyorum.Yok ise yapıştırıp içeri giriyorum.Şubede duvar panoların afişlerinde bir değişiklik olacaksa veya reklamla ilgili bir objede hasar var ise onları düzeltiyorum.En sonunda da not alacağım maddeleri kafamda toparlıyorum.Şubelerde en samimi olduğum insanlar güvenlik görevlileri oluyor.Çünkü çayı onlar getiriyor, işe tek çıkarsam sadece onlardan yardım isteyebiliyorum.Biraz sohbet edip çıkıyorum şubeden…Şubenin akıbeti budur Nurim.Bir de ATM ‘ler var.Yani Şubesiz para çekme makineleri.(O kadar cahil miyim lan deseneJ)Onlarda genelde şehre yakın yerlerde, üniversite, İl müdürlükleri, belediyeler veya fabrikalar gibi belli mekanlarda oluyor.
Temelde bakacak olursan, fazla karışık bir iş değil yani.ama karışık bir yer arıyorsan var ; Konya…Türkiye’yi gezdim ben Nuri ama ana yollardan U dönüşü yapamayacağım bir şehir görmemiştim.Ulan İstanbul’a bile gitsen hangi yola girersen gir (uzun da olsa) bir tekrar dönüş vardır değil mi?Ama Konya’da bir dönemeci kaçırdığında soluğu Üniversitede alıyorsun.Nasıl bir düzen anlamadım ben orayı.Çok karoışık geliyor bana.Hani bir kez yargıladığın zaman hep kötü gibi gelen kızlar vardır ya, işte Konya benim kötü kızım…
Bir de işten eve gelişim var.Gittiğim şehirden eve doğru yola çoıktığımda aklıma hep şu gelir;”Yahu eve gideyim de bugün de erken yatayım” diye düşünürüm.Fakat kapıdan adımımı atar atmaz o yordun Mustafa’dan eser yok.Yemeği yedikten sonra daha bir kendime gelip hemen odama geçiyorum.
İnternet benim sosyal hayatım oldu Nuri.Malesef ama ne yapayım…Aslında ben böyle istedim.Şöyle ki, hem masrafsız hem de mutlu edici bir olgu.Bill GATES’e paso döşeyen biri olarak akşam ve gecelerimin neşesi olan bu sanal alemden hoşnutum.Kendime bir site yaptım.Ve bir çok insandan olumlu tepkiler alıyorum.bilgi ve eğlence paylaşımı yaptığım 60’a yakın kişi ve 100’e yakın depolama sitesi var.Bu da başka bir alem işte!Ama benim için oyalayıcı bir alem.yoksa çoğu akşam menderese veya herhangi müzikli bir türküevine oturup bira içeceğime eminim.Çünkü o zaman d abeni mutlu eden bu olacak.Halen alkol kullanıyorum ama sık sık değil.Ayda iki veya üç kez içiyorum.Genelde tercihim biradan yana oluyor.almanların tek sevdiğim yönleri de bu zaten, milli içecekleri.Bu sıvı tüketme psikolojimi bir bağımlılık olarak görmüyorum.Ama vücuduma daha faydalı olan içeceklere vermediğim paraların boktan bir içeceğe feda edilmesini de düşünmüyor değilim.Bir yandan da çoğu insanın ağrı kesici içtiği aklıma geliyor.alkol kadar olmasa da o da bir nevi uyuşturucu işte.Ya şeytan ya işte aklıma sokuyor böyle cin düşüncelerini.
İzmir’deki eğitimin sonunda inşallah kendini her yönden iyi hissedebileceğin bir yere atanırsın.Gerçi sen her yerde kendini iyi hissedersin öyle bir psikolojin var.
Bununla beraber, askerde toprakçılık denilen olaydan hiç hoşlanmam.Adana’lı diye başkalarından ayırt etmeyeceğin hemşerilerin olacağını biliyorum.
Kimileri askerliğin bir aya düşmesini istiyorlar.Sen de bu söze karşı benim gibi mi düşünüyorsun bilmem ama bence millet birbirine girer işsizlik çoğalır.Milletin beyninde şu düşünce var ; Türkiye’de askerlik belirli bir milat sayılıyor.Kızlarda adet döneminin başlaması gibi bir şey!
Orada nasıl bir kış geçirdin?Hava şartları fazla çetin değildi umarım.Adana’ya göre biraz daha soğuktur ama ılımandır yine de.Ne de olsa deniz iklimi.Doğu hariç her yer aynı sayılır be.Ben Trakya’da yaptım.Orası da aynı idi.Ama Van’a gittiğimde bahar ayları olmasına rağmen kıçım buz tutuyordu.Yahu zaten ortam iyi olsun.İnsanların sıcaklığı ortamı da ısıtıyor.Her insanın değil tabi.Çok eğitimsiz insan var.Ve eğitim şart.
Sonuçta iyisiyle kötüsüyle hayat geçiyor Nurim be.
Sonları hiç bağlayamam.Yapacağını yap tam yerine yerleş.Ben de ziyaretine geleyim.Zor veya kolay…Bir şekilde para kazanacaksın.Buna herkesin ihtiyacı var.Deneyimin de var!E…daha ne isteyeyim ben kardeşim için.
Yanında bir kardeşin olduğunu unutma o bana yeter.Mutlu kal-mutlu et Arkadaşım…
Görüşmek üzere.
